fatosundunyasi



side-manavgat-selge

6/6/2008 · Kategori: Netten Alintilar

SİDE

       

 

Antalya - Manavgat karayolunda, Manavgat'a 2 km. kala güneye dönülerek Side'ye ulaşılır. Side'nin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Side adı Anadolu dilinde "Nar" anlamına gelmektedir. Bu özellik ve bölgede bulunan bazı yazıtlardan elde edilen bilgiler, Side tarihinin Hitit'lere kadar uzandığını göstermektedir. Kent bir yarımada üzerine kurulmuştur. Kara ve deniz surları ile korunan Side, Helen ve Roma devirlerini yaşamıştır. Surları ve giriş kapısı dikkati en önce çeken yapılarıdır. Toros Dağları'nın eteklerinden ve çevreden kente su getiren çok sayıda suyolu kalıntısı görülür. Eski bir hamam restore edilerek müze haline getirilmiştir. Bu müzede Side'de bulunan eserler sergilenmektedir.

Side'nin en önemli yapısı 15.000 izleyici alabilen tiyatrosudur. Roma eseri olan tiyatronun bölgedeki diğer antik tiyatrolardan farkı, oturma yerlerinin eğimli bir arazi üzerine kurulmamış olmasıdır. Tiyatro iki katlı ve 20 m. yükseklikte kemerli bir yapı üzerine oturtulmuştur. Orkestra ve sahne kısımları yıkıntı halindedir. Tiyatronun altında yağmur sularının aktığı kanallar vardır. Sütunlu Yol, Zafer Takı, Liman, Hamamlar, Tapınaklar, Çeşmeler, Su Sarnıçları, Su Yolları ve Agora gibi yapılarıyla gezilip görülmeye değer bir yerdir Side.

 

 

MANAVGAT ŞELALESİ

 

 

Antikçağ‘ daki adı Melas olan Manavgat Çayı‘ nın dar ve dik yamaçlı kanyonlar arasından geçerek oluşturduğu ünlü Manavgat Şelalesi, görülmesi gereken doğal güzelliklerin başında gelir. Antalya‘ ya 80 km. mesafededir. Manavgat ilçesinin 3 km. kuzeyinde bulunan ve adını bu ilçeden alan şelale, ırmak sularının 4-5 m’ lik bir falezden düşmesiyle meydana gelir. Az bir yükseklikten dökülmesine rağmen geniş bir alan üzerinde gürül gürül akışı görülmeye değer bir manzara oluşturur. Ayrıca Manavgat Irmağı 1 m. besleyen kaynaklardan en büyüğü olan karstik Dumanlı kaynağı, sol kıyıdaki dik bir kayanın yüzünde bulunan küçük mağaralardan fışkırarak çıkar. Duman ve köpük halinde 15 m. kadar yükselir ve ırmağa karışır.

Kent gürültüsünden uzaklaşıp doğa ile başbaşa kalmak isteyenler için şelalenin çevresinde uygun piknik alanları vardır. Ayrıca çevredeki lokantalar, taze balık yeme imkanını sunarlar. Ulaşım, Manavgat‘tan kalkan minibüslerle sağlanır.

 

SELGE

 

Selge'ye ulaşmak için Antalya - Alanya karayolunda Manavgat ve Aspendos'u geçtikten sonra "Selge" işaret levhasından kuzeye dönülür. Buradan Selge 55 km.'dir. Yolun Köprülü Kanyon'a kadar olan kısmı ulaşıma elverişlidir. Antik Köprü'den sonraki 12 km. yol ise saadece arazi araçları ile gidilebilir. Selge'ye giden yol doğa güzelliği yönünden çok zengin olan Köprülü Kanyon içinden geçer. Denizden 950 m. yükseklikte kurulmuş olan Selge, antik bir Pisidya Dağ Kentidir. En iyi korunmuş yapısı tiyatrosudur. Ayrıca Kent Surları, Kuleleri, Su Sarnıçları, Stadyumu ve Nekropolu görülmeye değer diğer yapılardır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

ANNE BABALARIN DİKKATİNE

2/6/2008 · Kategori: Netten Alintilar

 

 

Çocuklarının sınavda başarılı olmasını isteyen anne babaların şu davranışlarda bulunmaları gerekir:

 

a) Sınav öncesi:

  • Çocuklarınızı, “başarısız olursan sonucuna katlanırsın”, “sınavı kazanamazsan mahvoluruz” gibi sözlerle korkutmayın. Bu sözler öğrencileri korkutmakla kalmaz, stresini artırır. Öğrenci sınav öncesi günlerde ve sınavda dikkati toplama güçlüğü çeker.
  • Sınav salonunu önceden görmesini sağlayın.
  • Sınava giriş belgelerinin ve sınavda gerekli olabilecek diğer eşyalarının tam olup olmadığını bir kez de siz kontrol edin.
  • Sınava birkaç gün kala ve sınav günü sınav ile ilgili konuşmaktan uzak durun. Böylece onun stresini artırmamış olursunuz.
  • Çocuklarınızın olumsuz davranışlarına karşı daha anlayışlı olun.
  • Sınava giren her genç, sınav heyecanını az veya çok yaşar. Onu rahatlatacak konuşmalar yapın. Neşeli olun, onu da neşelendirmeye çalışın.
  • Ona karşı beslediğiniz sevginin sınav başarısıyla ilgili olmadığını, başarısız da olsa sevginizin devam edeceğini söz ve davranışlarınızla hissettirin.
  • Sınav öncesinde onun mutlu olmasını sağlamak için küçük bir hediye alabilirsiniz. Anne babasının sevgisini hisseden genç, psikolojik olarak rahatlayacaktır. Bu rahatlama onun başarısını artırır.

b) Sınav günü:

  • Sınav sabahı çocuğunuzu vaktinde uyandırın. Kahvaltı yapmasını sağlayın.
  • Büyük şehirlerde meydana gelebilecek ulaşım aksaklıklarını düşünerek çocuğunuzun sınav salonuna zamanında ulaşmasını sağlayın. Eğer çocuğunuzun hoşuna gidecekse ve başarısını artıracaksa sınav salonuna birlikte gidin.
  • Çocuğunuza karşı beslediğiniz sevginin sınavla ilgi olmadığını göstermek için sınav sonrası birlikte eğlenceli şeyler yapın.

Adem Durmuş

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

sınav stresi unutkanlık yapıyor

24/5/2008 · Kategori: Netten Alintilar

 

 

Birçoğumuz sınavlardan önce ve sınav sırasında gerginlik ve heyecan hissederiz. Bu, beklenilen bir duygudur. Biraz kaygı sınava hazırlanmak için gereklidir ve bizi motive eder yani harekete geçirir.Ancak bu kaygı aşırı yoğun ve sürekli hale geldiğinde olumsuz belirtilere ve sonuçlara yol açarak başarısızlığa neden olur.

Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir?

Zihinsel Belirtiler

• Felaket yorumları içeren tüm olumsuz düşünceler;
• Yapamayacağım, rezil olacağım, başaramam, bu sene giremem gibi.
• Kendini aşırı gözleme,çeşitli düşüncelere takılma ve bu düşünceler arasında gidip gelme,
• Unutkanlık,
• Dikkatini toplama ve yoğunlaşmada güçlük, soruları okuma ve anlamada güçlük,
• Soruları cevaplarken konuları hatırlamada güçlük. Sürekli cevap şıkları arasında kararsız kalma

Fizyolojik Belirtiler

• Kalp çarpıntısı,
• Nefes alıp verişte hızlanma,
• Kaslarda gerginlik,
• Ağız kuruluğu,
• Terleme, üşüme, titreme, ateş basması,
• Ellerin terlemesi ve titreme
• Karın ağrısı, bulanık görme

Duygusal Belirtiler

• Gerginlik,
• Sinirlilik,
• Karamsarlık,
• Hata yapma korkusu,
• Yetiştirememe endişesi, zamanı az bulma,
• Panik, karıştırma, kaydırma,
• Güvensizlik ve çaresizlik duygusu.
• Bıkkınlık, mutsuzluk

Davranışsal Belirtiler

• Öfke davranışları,
• İnatlaşma, kişilerle, sorularla,
• Ders çalışmayı bırakma,
• Sınavı yarım bırakma,
• Ders çalışmayı erteleme, sınava girmeme,okula dershaneye gitmeme,
• Bahane bulma; seneye tekrar girerim, senin yüzünden çalışamadım- kazanamadım.

Sınav Kaygısının Nedenleri?

• Çalışmaya geç başlamış olmak
• Yeterince çalışmamış olmak. Sınava yeterince hazırlanamadıysanız, geç başlamış, konular bitmemiş, yetiştirilememişse yeterli tekraryapılmamış, test çözülmemişse
• Zamanı yeterli ve iyi kullanamamak, sınav zamanını iyi yönetememek,
• Uykusuzluk,
• Yanlış beslenme, aşırı şeker, karbonhidratlı beslenme,
• Kahve, çay tüketimi
• Yeterince dinlenmemek, çok dinlenmek
• Olumsuz düşünmek,
• Yeterli çalıştığı halde, hatta gerekli ve yeterli tekrarlar yaptığı, testler çozdüğü halde kazanamazsam, hastanırsam, sorular kesin çok zor çıkacak gibi olmadan olacağa yönelik çeşitli ihtimal içeren olumsuz inanç ve düşünceler

Sınav Kaygısıyla Başa Çıkmak İçin Öneriler…

Haftalık ve günlük çalışma programı yapın. Programınızın olması hangi konuya çalışacağınızı bilmeniz anlamına gelir. Bu da kaygıyı azaltır.

Çalışırken ara verin.Dersler arasında çok uzun molalar vermeyin.Her seferinde dikkatin toplanması güçtür.

Molalarınızı da planlayın.Çalışırken her saat başı 10 dk. ve her iki saatte bir yarım saatlik mola vermek uygun olacaktır. Uzun molalarda yemek yiyebilir, gazete okuyabilir, odanızı düzenleyebilirsiniz.

Düzenli uyuyun. Günde en az 7-8 saat uyuyun.

İyi ve düzenli beslenin. Kaygı ile başa çıkmada doğru ve dengeli beslenme çok önemlidir. Şeker, hamur işi, kahve, çay, sigara, kaygıyı arttırır. Protein ağırlıklı et, süt, yumurta, baklagiller, sebze, bol meyva, kepekli ürünler tüketmeye dikkat edin, bol su için.

Pozitif düşünün.Olumlu düşünmenin gücü, kaygıyı kontrol eder ve azaltır.

Kendinizi kendinizle karşılaştırın.

Gereklilik içeren cümleler yerine bilirimli cümleler ile düşünmeye özen gösterin.

Yapabilirim, öğrenebilirim, çözebilirim

Gevşeme egzersizi yapın. Nefes egzersizi yaparak bedeninizi ve zihninizi gevşetin, beden gevşekse zihin daha iyi çalışır. Dikkatin bittiğini hissettiğiniz anda nefes egzersizi yapın

En önemlisi; kendinize güvenin!

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Sevil Usanmaz

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

beyaz hırka

23/5/2008 · Kategori: Netten Alintilar

 

çok güzel bir hırka örneği. ilgilenenlere kolay gelsin...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

lila atkı

29/3/2008 · Kategori: Netten Alintilar

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

harika bir file

29/3/2008 · Kategori: Netten Alintilar

 

Yaz akşamları kullana bileceğimiz harika bir file kolay gelsin.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

sevmek

29/2/2008 · Kategori: Netten Alintilar

GÜL

 

Kan rengi, kıpkırmızı güllere bayılırdı. Zaten onlarla adaştı da. Rose.. Gül.. Kocasısın sevgili Rose'u.. Her yıl Sevgililer Günü'nü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı. Hiç aksamadan. Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış, gülleri kucağına bırakılmıştı..

 

Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte.. Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı: "Seni geçen sene bugünkünden daha çok seviyorum.." Birden, bunların son gülleri olduğunu düşündü..

 

Önceden ısmarlamış olmalıydı.. Öleceğini nasıl bilebilirdi?.. Zaten her şeyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi.. Yumurta kapıya gelmeden.. Gülleri özenle içeri taşıdı.. Saplarını kesti, vazoya yerleştirdi.. Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen fotoğrafının yanına koydu. Orada kocasının koltuğunda oturup saatlerce gülleri ve fotoğrafı seyretti. Sessizce..

 

Bitmek bilmeyen bir yıl geçti.. Yapayalnız ve hüzün dolu bir yıl.. Sonra bir sabah kapı çalındı.. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi.. Kırmızı gülleri, üzerinde küçük kartıyla birlikte eşikteydi.. Sevgililer Günü'nü kutluyordu. Gülleri içeri aldı. Şaşkınlık içinde doğru telefona gitti. Çiçekçi dükkanını aradı.. Onu bu kadar üzmeye kimin ne hakkı vardı? "Biliyorum" dedi, çiçekçi.. "Eşinizi geçen yıl kaybettiniz.. Telefon edeceğinizi de biliyordum.. Bugün size yolladığım gülleri çok önceden ısmarlamış, parasını da ödemişti.. Hep öyle yapardı, zaten.. Hiç sanşa bırakmazdı. Dosyamda talimat var. Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım. Bir de özel kart vardı, kendi el yazısıyla. Bilmeniz gerek diye düşünüyorum.. Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istediği kart.."

 

Rose hıçkırıklar arasında teşekkür ederek telefonu kapadı. Parmakları titreyerek zarfı açtı.. "Merhaba sevgilim" diye başlıyordu, kart.. "Bir yıldır ayrıyız. Umarım senin için çok zor olmamıştır. Yalnızlığını ve acılarını hissedebiliyorum. Giden sen, kalan ben olsaydım neler çekerdim, kim bilir? Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor. Seni kelimelerle anlatılamayacak kadar çok sevdim. Harika bir eştin..

 

Dostum, sevgilim, benim. Sadece bir yıldır ayrıyız. Kendini bırakma. Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum.

 

Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak. Onları kucağına aldığında paylaştığımız mutluluğu ve kutsandığımızı düşün. Seni hep sevdim.. Her zaman da seveceğim. Ama yaşamalısın. Devam etmelisin. lütfen.. Mutluluğu yeniden yakalamaya çalış. Kolay değil, biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim. Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam edecek. O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak, eve dönüp dönmediğini kontrol edecek. Beşinciden sonra emin olarak gülleri ona verdiğim yeni adrese getirip seninle yeniden ve ebediyyen kavuştuğumuz yere bırakacak..."

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

ÇOCUĞUN ÜMİDİ

21/1/2008 · Kategori: Netten Alintilar

 

 

 

Küçük çocuk, deniz kenarında gördüğü yassı bir taşın güzelliğine hayran olmuştu. Mutlaka bir mücevherdi bulduğu. Şekli de bir insan kalbi gibiydi. Üstelik de parıl parıl parlamaktaydı.

Çocuk, taşı avuçlayıp evine koştu. Ve onu büyük bir heyecanla babasına uzattı. Adam, yavrusunun soğuktan morarmış avucundaki taşın, birbirine sürtüldüğünde kıvılcım çıkartan bir çakmak taşı olduğunu hemen anladı. Fakat bunu ona söyleyemedi.

Küçük çocuk, rüyalarını süsleyen bisiklete kavuşmak için elindeki taşı satmak istiyor ve o paranın bir bölümüyle, bir de top alacağına inanıyordu. Fakat babası buna yanaşmıyordu.

Çocuk, işin kendisine düştüğünü anladığında, tatil de simit sattığı çarşıya gitti. Kuyumcu vitrinleri, göz kamaştıran ışıkların aydınlattığı altın kolyelerle doluydu. Bir de, elindeki taşın çok daha küçük olanlarıyla süslenen pahalı yüzüklerle.

Çocuk, en gösterişli mağazayı gözüne kestirdikten sonra, bir süre vitrin önünde bekledi. İçeride, dükkan sahibi olduğu anlaşılan bir adam vardı. Müşteri olarak da, kürk mantolu bir hanım.

Küçük çocuk, biraz sonra içeri girdi. Ve cebinden çıkardığı taşı dükkan sahibine uzatarak:

- Bu pırlantayı deniz kenarında buldum efendim!. dedi. Eğer isterseniz size satarım.

Adam, taşa uzaktan bir göz atıp:

- O sadece basit bir çakmak taşı, dedi. Bütün sahil o taşlarla doludur.

- Hayır!. diye atıldı küçük çocuk. İsterseniz ıslatın. Ne kadar parladığını göreceksiniz.

Dükkan sahibi, zengin müşterisini kaçırmaktan korkuyor ve çocuğu kolundan tutup atmayı planlıyordu.

Kadın, onun niyetini sezmişti. Çocuğun taşına yakından bakıp:

- Tam istediğim şey!. diye gülümsedi. Onu bana satar mısın?

Küçük çocuk, taşının gerçek değerini anlayan biriyle karşılaşmış olmaktan son derece mutluydu. Kadının cebine doldurduğu paralar ise, aklını başından almıştı. Defalarca teşekkür ettikten sonra, koşarak uzaklaştı.

Kadın, elindeki taşı kuyumcuya vererek ona bir zincir takmasını istedi. Beli ki mücevher gibi taşıyacaktı.

Dükkan sahibi, yapmış olduğu ikazı anlamadığı için, kadının aldandığını düşünüyordu. Bu yüzden de:

- Söylemiştim ama tekrar edeyim!. dedi. Satın aldığınız şey basit bir taştır.

Kadın, önce pırlanta kolyesine, daha sonra da yüzüğüne bakarak:

- Zannetmiyorum!.. dedi. O taş bence bunlardan çok değerli. Çünkü bu taş küçük bir çocuğun ümidini taşıyor.

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

kıssadan hisse hikayeler

26/7/2007 · Kategori: Netten Alintilar

ÇALINAN HAYALLER

 

Çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç bir oğlu varmış. Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı.

Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası.

Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan yedi sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki iki yüz dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, iki yüz dönümlük arazinin üzerine oturacak bin metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.

Ertesi gün hocasına sunduğu yedi sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.. İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı.

"Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına, çocuk..

"Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, hocası..

"Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız" ve ekledi:

"Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm." çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.

"Oğlum" dedi babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatin için oldukça önemli bir seçim!."

Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına..

"Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin" dedi.."Ben de hayallerimi..".....

O, orta 2 öğrencisi, bugün iki yüz dönümlük arazi üzerindeki bin metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı.

Aynı öğretmen, geçen yaz otuz öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine "Bak" dedi, "Sana şimdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken, hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım.

Allah' tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın."

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

    • Ana Sayfa
    • Profilim
    • Arşiv
  • Son Yazılarım

    • Yaz tatiline götürülecek kitaplar
    • Yaz modası çok renkli
    • ÖREN YERLERİ
    • bankaların internet adresleri
    • ÖREN YERLERİ
    • ÖREN YERLERİ 2
    • antalya müzeleri
    • antalya şelaleleri
    • alanya
    • side-manavgat-selge
  • Kategorilerim

      • Bitki Dunyasi
      • El Becerilerim
      • Yazilarim
      • Netten Alintilar
      • Cocuklarin Dunyasi
      • Fatosun Mutfagindan
      • Mizah
      • Sinema Dunyasi
      • seyahat
      • finans
      • moda
  • Arkadaşlarım

    • raciegi
    • melissa2
    • goznuru
    • hobilerimveben
    • meyraca
    • nergispa
    • evkedisi
    • modelevi
    • filizatalay
    • bucan
    • seraparda
    • hayaldunyam
    • sultan07
    • hadigulumse
    • bahardali
    • bbasalan1
    • ulumavi
    • erkenenes
    • nalish
    • fatoscb
    • ahuzeren
    • gulserenoten
    • genocide
    • demetezgisu
    • gokkusaginakis
    • yetimlerimiz
  • Bağlantılarım

    • RSS



    • SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!
    • yuxelce
    • didem

Blogcu ile yapıldı